Tarih

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan (1923) beri güç odakları medya üzerinde etkili oldu. 1928'de Arap alfabesinden Latin alfabesine geçildi. Tek Parti yönetimi 1950 genel seçimlerinde Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi, kuruluşundan beri iktidarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi'nin muhalefet partisi olmasıyla sona erdi.

Türkiye'de, 1960, 1971, 1980 askeri darbelerinin yanı sıra 1997'de "post-modern darbe" yaşandı. 1960 ve 1980 darbelerinde parlamento ve anayasa feshedildi, siyasi faaliyetler yasaklandı/askıya alındı. 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle devrilen hükümetin başbakanı Adnan Menderes, maliye bakanı Hasan Polatkan ve dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu olağanüstü yargılamalar sonucunda idam edildiler. 1971 darbesinde Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu liderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edildiler.

1980 askeri darbesiyle 650 bin kişi gözaltına alındı. 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 98 binden fazla insan "örgüt üyesi" olmaktan suçlandı. 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelere geçti; 50 kişi (sağ, sol, adli) idam edildi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. Gazeteler 300 gün süreyle yayın yapamadı, yayınlar yasaklandı. 30 ton gazete ve dergi imha edildi. 28 Şubat 1997'de başbakan Necmettin Erbakan istifaya zorlandı.

PKK'nin 1984'de karakol baskınlarıyla başlayan savaş/çatışma ortamında 40 bin civarında insanın öldü. Meclis'te kurulan İç Göç Komisyonu'nun 14 Ocak 1998 tarihli raporuna göre 820 köy ve 2 bin 345 küçük yerleşim biriminden toplam olarak 378 bin 335 kişi göç ettirildi. Türkiye İnsan Hakları Vakfı'na göre, 1990'lar boyunca 3.400'den fazla Kürt köyü boşaltıldı, 3 milyon Kürt yerinden edildi. 33 yıldır süregelen bu süreçte, yaşam hakkı dahil, yoğun hak ihlalleri yaşandı. Basın ve ifade özgürlüğü ihlalleri sürecin öne çıkan sorunları arasında yer alıyor. 

1990'larda enerji, inşaat ve benzeri alanlarda faaliyet gösteren holdingler medya sektörüne de yatırım yapmaya başladı. Bu alanlarda iş yapmak esas olarak kamu ihaleleri almak anlamına geliyor. Kamu ihaleleri nedeniyle devletle ilişkiler ve medya dışı alanlarda gösterilen ekonomik faaliyetler sahip olunan medya kuruluşlarının yayın politikalarını etkiliyor, habercilikte otosansürü pekiştiriyor. Bu da "editöryel bağımsızlığı" daha da tartışmalı bir hale getiriyor.

Medya sahipleri ve profesyonel karar vericileri 1990'larda ordu ile yakın ilişkiler içindeydi. 2002 yılında AKP iktidara geldikten sonra, bu durum sivil iktidar lehine gelişmeye başladı. 1990'larda, genel yayın yönetmenleri üst düzey askeri yetkililerden telefon alıyorlardı. 17-25 Aralık 2013 soruşturması esnasında ortaya çıkan kayıtlar; siyasal iktidar yetkililerinin haber içeriklerine doğrudan müdahale ettiklerini gösterdi.

 

Hükümet müdahalesi

 

2001'de, büyük medya şirketlerinin iflasları üzerine devlet medya kaynaklarının kontrolünü eline aldı. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) aktif rol almasıyla, hükümet medya sektöründe söz sahibi bir konuma geldi. 2013 yılında, 11 medya kuruluşu hükümete yakın kişi/gruplara satıldı. TMSF ayrıntılı bir şekilde siyaset başlığında inceleniyor.

 

"Havuz" medyası

 

2014 yılında çıkan telefon kayıtlarına göre, bazı AKP'ye yakın yatırımcılar aralarında para toplayıp "havuz medyası" oluşturarak Sabah ile ATV'yi Çalık Holding'den satın almaya mecbur bırakıldı. Çalık Grubu, Sabah ve ATV'yi hükümetle yakın ilişkileri bulunan Ömer Faruk Kalyoncu'nun sahibi olduğu Zirve Holding'e sattıktan sonra "havuz medyası" oluşturuldu. Turkuvaz Medya Grubu, bir dizi altyapı işinde birçok ihaleyi kazanan AKP'ye yakın Kalyon Grubu (Çalık Holding, Çalık Turizm Kültür İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., Gapyapı İnşaat A.Ş.) tarafından kuruldu. Bugün, "havuz medyası" deyimi, hükümet yanlısı yayın yapan medya kuruluşları için kullanılıyor.

Gezi Parkı direnişi

 

Gezi Parkı gösterileri medya-siyasal iktidar ilişkilerinde bir dönüm noktası oldu. Ana akım medyadaki birçok gazeteci, hükümeti eleştirdikleri için işinden oldu. Recep Tayyip Erdoğan; medyayı, halkı galeyana getirmek ve ülkede huzursuzluk yaratmakla suçladı. Öte yandan, ana akım medya protestoları haberleştirmek yerine penguen belgeseli ve yemek programları gösterdiği için eleştirildi. Penguenler medya sansürünü sembolü oldu.

 

Başarısız darbe girişimi ve OHAL

 

Türkiye, 15 Temmuz 2016'da AKP'nin 2002-2013 arası iktidarı paylaştığı Gülen Cemaati'nin sorumlu tutulduğu Darbe girişiminden beş gün sonra ilan edilen Olağanüstü hal rejimi ve yayınlanan 19 kanun hükmünde kararnameyle yönetiliyor. Türkiye, OHAL süresince taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (AİHS) sözleşmenin 15. maddesi uyarınca askıya aldı. Uygulama, basın ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere temel hak ve özgürlükler açısından tartışılıyor. Halen her üç ayda bir OHAL uzatılıyor. Başarısız darbe girişimi Siyaset başlığı altında ayrıntılı inceleniyor.

Kanun hükmünde kararnamelerle 178 medya kuruluşu [gazeteler (62), TV (34), radyo (23)] kapatıldı, en az 2500 gazeteci işsiz kaldı.

  • Project by
    Bianet
  •  
    Reporters without borders
  • Funded by
    BMZ