This is an automatically generated PDF version of the online resource turkey.mom-rsf.org/en/ retrieved on 2019/09/22 at 02:16
Reporters Without Borders (RSF) & Bianet - all rights reserved, published under Creative Commons Attribution-NoDerivatives 4.0 International License.
Bianet LOGO
Sinir tanimayan gazeteciler

Siyaset ve Medya

AKP'nin yükselişi

 

Recep Tayyip Erdoğan'ın da kurucuları arasında yer aldığı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kendisini "muhafazakar demokrat" olarak tanımlıyor. Parti 2002 genel seçimlerinden bu yana mecliste çoğunluğa hakim oldu. 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde birinci parti konumunu korumakla birlikte, hükümet kuramadı. 1 Kasım 2015 tarihindeki tekrar seçimde yeniden tek başına hükümet kuracak milletvekili sayısına ulaştı.

15 yılda Türkiye, nüfusun neredeyse yarısının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve iktidar partisi AKP'ye karşı, yarısının da Erdoğan ve AKP'den yana olduğu bir ülke haline geldi. AKP ilk yıllarda - özellikle de 2010 Anayasa Değişikliği referandumunda - liberallerin desteğini alsa da, partiye karşı eleştiriler giderek yoğunlaştı. Bu eleştirilerin ülke çapında hükümet karşıtı protestolara dönüşmesi 31 Mayıs 2013'te oldu. Gezi direnişi/olayları olarak anılan protestolar İstanbul Taksim'deki Gezi Parkına Topçu Kışlası'nın Taksim Yayalaştırma Projesi çerçevesinde, imar izni olmadan, inşasını engellemeye karşı başlayan nöbete müdahaleyle başladı. Basın özgürlüğü için dile getirilen talepler, Gezi protestolarının odak noktalarından biriydi. NTV ve Habertürk kanallarının kapılarının önünde, eylemciler ellerinde paralarla "Televizyona çıkmak kaç para?" diye bağırdılar. CNN Türk'ün eylemler sırasında yayınladığı penguen belgeselinden sonra penguen, sansürün simgesi haline geldi.

Gezi Direnişi sırasında 22 gazeteci işten çıkarıldı, 37 gazeteci ise istifaya zorlandı. TRT 15 personeli hakkında "Gezi soruşturması" başlattı. Polis, Gezi'nin ilk ayında 105 gazeteciyi darp etti, 28'ini gözaltına aldı. 3 gazeteci tutuklandı, 12 gazeteci kurumlarının yayın politikası nedeniyle istifa etti.

2015 yılındaki iki seçim arasında, hükümet ve PKK arasında süregelen barış/çözüm süreci son buldu.

2011 Milletvekili seçiminde yüzde 49.9 oy alan AKP 7 Haziran'daki seçimden de birinci parti olarak çıkmayı başardı ancak yaklaşık yüzde 9'luk bir oy kaybıyla yüzde 40'lara kadar gerilemişti. 2015 1 Kasım seçimlerinde ise AKP 7 Haziran'a göre oylarını yaklaşık yüzde 20 oranında artırdı.  24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan %52,6 oy oranıyla yeniden Cumhurbaşkanı seçildi.

Nefessiz bırakılan medya

Türkiye'de egemen medya genelde siyasal iktidardan bağımsız haber yap(a)mamakla kalmıyor, hükümetin sözcüsü durumuna düşüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası medya da dahil olmak üzere, medyayı ve gazetecileri yakından izliyor; yayın politikalarına açıktan müdahale edebiliyor; isimli ya da isimsiz yayın kuruluşlarını ve gazetecileri hedefine alıyor.

"Cumhurbaşkanlığına hakaret" fiilini düzenleyen TCK madde 299'dan yargılananların sayısı tam olarak bilinmiyor.

2018'de en az 20 gazeteci haber veya yazı yoluyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdikleri veya kendisine yönelik isnatlarda bulundukları gerekçesiyle toplam 38 yıl 5 ay 4 gün hapis (6 yıl 10 ay 12 günü ertelendi) ve 35 bin TL de adli para cezasına mahkum edildi.

2017 yılında da toplam 17 gazeteci ve köşe yazarı, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla toplam 8 yıl 4 ay 10 gün hapse (4 yıl 10 ay 10 günü ertelemeli) ve 136 bin 500 TL de adli para cezasına mahkum edilmişti. Dört haberci beraat ederken, bir dava da zaman aşımından düşmüştü. Yıl sonunda altı gazeteci de yeni davalarla karşılaşıyordu. Cumhurbaşkanı seçildiği Ağustos 2014’ten 1 Ocak 2019'a kadar Erdoğan’a yönelik eleştiri ve isnatlar için uygulanmaya başlanan TCK’nın 299. Maddesi  en az 54 gazetecinin mahkum edilmesine zemin oluşturdu.

BİA Medya Gözlem Raporuna göre, Ekim-Kasım-Aralık 2016 döneminde yedisi gazeteci 28 kişi 299'dan hakim önündeydi. Basın ve ifade özgürlüğü mücadelesi verenler de hükümeti, yalnızca gazetecilere karşı açılan davalar ve cezaevindeki gazeteciler nedeniyle değil, medyayı hükümet çizgisine çekmesi, çekmeye çalışması nedeniyle de eleştiriyor. 

Darbe girişimi ve OHAL

Türkiye, 15 Temmuz 2016'da AKP'nin 2002-2013 arası iktidarı paylaştığı Gülen Cemaati'nin sorumlu tutulduğu, darbe girişiminden beş gün sonra ilan edilen Olağanüstü hal rejimi ve yayınlanan 19 "Kanun Hükmünde Kararname"yle yönetiliyor. Türkiye, OHAL süresince, taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (AİHS) sözleşmenin 15. maddesi uyarınca askıya aldı. Uygulama, basın ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere temel hak ve özgürlükler açısından tartışılıyor.

19 Temmuz 2018'de hükümet, iki yıl süren ve yedi defa uzatılan OHAL’i sonlandırdı. Bu dönem boyunca toplam 32 KHK çıkarıldı.

OHAL dönemi boyunca, toplam 179 medya kuruluşu (53 gazete, 34 TV, 37 radyo istasyonu ve 20 dergi, 6 haber ajansı ve 29 yayınevi) kapatıldı.

İHOP’un, güncellenmiş OHAL raporuna göre, OHAL döneminde yayınlanan kanun hükmünde kararnameler yoluyla toplam 134327 kamu görevlisi hakkında bir daha kamu görevinde yer almamak üzere ihraç kararı verildi. İhraç edilenlerin sadece 3981’i (ihraç edilenlerin yüzde 2,9’u) hakkında kaldırılan ihraç kararı Kanun Hükmünde Kararnamelerin ekli listelerinde yayınlandı. 130.346 kişinin ihraç kararı devam etti.

Ek olarak, 20 Temmuz 2016 – 18 Temmuz 2018 Olağanüstü Hal dönemi içinde 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi 6081’i akademisyen, 1427’si üniversitelerin idari kadrolarından olmak üzere toplam 7508 kişi hakkında Yüksek Öğrenim Kurulu tarafından ihraç kararı verildi. İhraç edilenlerin isimleri OHAL Kararnamelerinin ekli listelerinde yayınlandı. İhraç edilen akademisyenlerin 185 i hakkındaki ihraç kararı kaldırıldı.

Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) eş başkanları dahil, 12 milletvekili hapiste; partinin birçok belediye eş başkanı görevden alındı, tutuklandı.

Bu kararnameler kapsamında hapishanelerdeki insan sayısı da, 50 bini geçmiş durumda.

Hapis gazeteciler

Mart 2019 itibariyle 123 gazeteci hapiste. Mahpus gazetecilerin 73’ü "Fetullahçı Terör Örgütü- Paralel Devlet Yapılanması/ FETÖ-PDY" soruşturmasından tutuklandı. Bu gazetecilerin 38’sı Kürt medyasından, PKK/PYD/KCK gibi oluşumlarla bağlantılı oldukları suçlamalarıyla mahpus edildi. Bunlardan 18'i KCK - PKK - DYG üyeliği veya propagandası nedeniyle mahkum edildi, 11'i hala yargılanıyordu; 9’u soruşturma geçiriyordu. Tüm gazeteciler "terörle mücadele yasası" kapsamında cezaevinde (BİA Medya Gözlem hapis gazetecileri çalıştıkları medya kuruluşunca gazeteci olarak tanıtılanlar, gazetecilik faaliyeti kapsamı itibariyle herhangi bir tespit ve sonuca gitmeden Türk Ceza Kanunu veya Terörle Mücadele Kanunu kapsamında işlem görmelerini dikkate alarak değerlendirmeye alıyor).

Gazetecileri Koruma Örgütü CPJ  Aralık 2018 raporuna göre, en az 68 gazeteci mesleki faaliyeti nedeniyle cezaevinde; “Türkiye dünyada en çok gazeteci hapseden ülke olarak kabul edildi”. CPJ’e göre, “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan’ı Khashoggi (Cemal Kaşıkçı) cinayeti için en sert şekilde eleştirmiş olsa bile, Erdoğan hükümeti, diğer ülkelere kıyasla,  daha fazla gazeteciyi mahpus etmeye devam etti.”

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), 2018 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksinde Türkiye'yi 180 ülke içinde 157. olarak listeliyor. Türkiye, 2016 ve 2017 yıllarında sırasıyla 151 ve 155. sıradaydı.  RSF 2018 verilerine göre, Türkiye'de en az 80 gazeteci “terör propagandası” veya “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti ve devletin kurumlarını küçük düşürmek” veya “cumhurbaşkanına hakaret etmek” suçlamasıyla hapse atıldı veya para cezasına çarptırıldı.

AKP ülkede tutuklanan gazetecilerin sayısı nedeniyle de yoğun eleştirilere maruz kalıyor. Uluslararası ve ulusal gazetecilik örgütleri, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Birleşmiş Milletler gazetecilerin hapsedilmesi, basın ve ifade özgürlüğü ihlalleri nedeniyle hükümeti eleştiriyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'yi, gazetecilerin uzun tutukluluk süreleri nedeniyle defalarca mahkum etti.

Günlük gazete Özgür Gündem, OHAL döneminde çıkan 675 sayılı KHK ile “PKK propagandası yaptığı ve örgütün medya organı olduğu” suçlamasıyla kapatıldı. Özgür Gündem gazetesi kapatılmadan önce, gazeteye yönelik baskıları görünür kılmak ve gazeteyle dayanışma amacıyla 3 Mayıs-7 Ağustos 2016 aralığında birer günlük "nöbetçi genel yayın yönetmenliği" dayanışma kampanyası düzenlendi. Bu dayanışma kampanyasına katılan 56 kişiden 50'sine soruşturma açıldı, 36'sının dosyası davaya dönüştü, ve bu kişiler "terör propagandası" suçlamasıyla yargılanıyorlar.

2019 yılı itibariyle, Özgür Gündem gazetesi yargılamaları devam ediyor. Nöbetçi genel yayın yönetmenliği yapan 11 kişinin davasında takipsizlik kararı verildi; 38 kişi hüküm aldı. Toplam 188 ay 15 gün hapis ve 67 bin TL para cezası verildi. Bu davalarda 4 kişi beraat etti. Bu davalarda hükümlülerden Hafıza Merkezi eş direktörü Murat Çelikkan 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı ve 68 gün cezaevinde kaldıktan sonra denetimli serbestlikle tahliye edildi. Gazeteci Ayşe Düzkan da 18 ay hapis cezasına çarptırıldı ve Nisan 2019 itibariyle şu an cezaevinde. 

Özgür Gündem gazetesi “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği" kampanyasına katıldıktan sonra, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve BİA Medya Gözlem Raporları raportörü Erol Önderoğlu, yazar Ahmet Nesin ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya haklarında “terör örgütü propagandası” suçlaması ile dava açıldı. On gün cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldılar. Ancak duruşmalar Nisan 2019 itibariyle hala devam ediyor.

2016 yılında Cumhuriyet gazetesinden, yönetici, yazar ve diğer çalışanlar da dahil olmak üzere tutuklanan 19 kişinin iddianamesi, “üye olmasa da [yasadışı] bir organizasyona yardım etmek” ve “yasadışı bir organizasyona üye olmak” suçlarıyla, 2017'de kabul edildi. 2018 yılında Cumhuriyet davasında karar açıklandı. Nisan 2018’de açıklanan karara göre, 15 kişi hakkında toplam 81 yıl, 45 gün hapis cezası verildi, üç kişi beraat etti. Can Dündar ve İlhan Tanır'ın dosyaları ayrıldı. Gazeteciler Akın Atalay, Orhan Erinç, Kadri Gürsel, Güray Öz, Musa Kart, Aydın Engin, Hikmet Çetinkaya, Ahmet Şık, Kemal Güngör, Hakan Kara, Önder Çelik, Ahmet Kemal Aydoğdu, Emre İper, Bülent Utku mahkumiyet aldı ve adli kontrol uygulaması hükmedildi.

19 Şubat 2019 tarihinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi (İstinaf), Cumhuriyet davasının kararını onadı. Karar uyarınca beş yıla kadar hapis cezası almış olan Kadri Gürsel, Güray Öz, Musa Kart, Mustafa Kemal Güngör, Emre İper, Önder Çelik, Bülent Utku ve Hakan Kara’nın cezası kesinleşmiş oldu. 5 yılın altında hapis cezası alan gazetecilerden Musa Kart, Emre İper, Önder Çelik, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Kara ve Güray Öz, 25 Nisan 2019’da yeniden cezaevine girdi.

Medya sahipliği ticaretin anahtarı


2013 yılında medya sahipleri, medya yöneticileri ve devlet yetkilileri arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmaları kayıtları, medyaya endişe verici ölçüde hükümet/devlet müdahalesi ve sansür uygulandığına işaret ediyor. Eleştirel medya akademisyenlerine göre, holdinglerin hükümeti eleştiren haber yapmayan yayın organlarına sahip olmaları, ihalelerin ve çeşitli "destek"lerin yolunu açıyor.

Türkiye'nin bankacılık sistemini yöneten TMSF, elindeki şirketleri AKP'yi destekleyen iş insanlarına devrederek, medya sektöründeki büyük kuruluşları değiştirmede önemli rol oynadı.

  • Project by
    Bianet
  •  
    Sinir tanimayan gazeteciler
  • Funded by
    BMZ